Merhaba Sevgili Yol Arkadaşım,
Yılın son günlerine yaklaşırken etrafındaki o yoğun telaşı fark ediyor musun? Alışveriş merkezleri, hediye arayışları, yeni yıl partileri ve bitmek bilmeyen hedefler listesi... Herkes adeta yeni yıla "koşarak" girmeye çalışıyor. "Aralık 31 gecesi bitecek ve 1 Ocak sabahı sihirli bir şekilde her şey mükemmel olacak" yanılsamasına kapılıyoruz. Ancak geride bıraktığımız 365 günün yorgunluklarını, kırgınlıklarını, başarılarını ve en önemlisi derslerini süzgeçten geçirmeden yeniye atladığımızda, sadece kendimizi yormuş oluruz. Yeni yıla koşarak değil; durup, nefes alıp, bilgece geriye bakarak girmek, yani Yıl Sonu Değerlendirmesi yapmak zihinsel bir şifadır.
Neden Durmak Zorundayız?
Modern yaşam bizi sürekli ileriye, bir sonraki göreve, bir sonraki yıla koşmaya zorlar. Duraklamak, zaman kaybı gibi algılanır. Oysa duraklamak, bilgelik biriktirmektir.
Psikolojide yarım kalmış işlerin zihnimizi yormaya devam etmesini açıklayan Zeigarnik Etkisi'ni hatırlayalım. Bilinçli bir kapanış (closure) yapmadığımızda, o yıl boyunca yaşadığımız çözümlenmemiş gerilimler arka planda enerji tüketmeye devam eder. Yıl sonu değerlendirmesi, beynimize "Bu yılı yaşadım, öğrendim, onurlandırdım ve artık sevgiyle uğurlayabilirim" demektir.
Kapanış Ritüelinin Zihinsel Hafifliği
Yeni yıla taze bir zihinle başlamak için kendine şu izni ver: Önümüzdeki günlerde sadece 30 dakikalığına dur. Tüm ekranları kapat. Eline kağıdını kalemini al. Geçen 12 aya dışarıdan bakan bilge bir gözlemci gibi yaklaş.
Unutma sevgili dostum; hayat sadece ileriye doğru yaşanır ama ancak geriye doğru bakıldığında anlaşılır. Geçen yılına şefkatli bir duraklama hediye etmeye hazır mısın?