Merhaba Sevgili Dostum,

Hemen hemen her gün "Çok stresliyim", "Bu stres beni bitirecek" cümlelerini kuruyor ya da etrafından duyuyorsun. Modern dünya stresi adeta en büyük düşmanımız ilan etti. Peki, sana stresin aslında beynimizin ve bedenimizin bizi hayatta tutmak, hedeflerimize odaklamak için geliştirdiği harika bir enerji sistemi olduğunu söylesem? Evet, yanlış duymadın. Stres, tamamen kurtulmamız gereken bir canavar değildir. Asıl mesele, stresle olan ilişkimiz ve onun hangi türüne maruz kaldığımızdır. Stresin iki yüzü vardır: Eustress (Olumlu/Yapıcı Stres) ve Distress (Yıkıcı/Kronik Stres).

Eustress: Seni Harekete Geçiren Pozitif Güç

Önemli bir iş görüşmesinden hemen önce kalbinin hızla çarpması, sahnede konuşma yapmadan önce ellerinin hafifçe titremesi ya da yeni bir projeye başlarken hissettiğin o tatlı heyecan... İşte bunların hepsi Eustress, yani olumlu strestir.
Eustress geçicidir. Odaklanma yeteneğini artırır, beynini keskinleştirir ve seni hedeflerine ulaşmak için motive eder. Bizi ataletten kurtaran, "hadi başla!" diyen o dinamik güç olumlu strestir. Hayatta eustress olmasaydı, sabahları yataktan kalkmak veya sınırlarınızı zorlamak için hiçbir nedenimiz kalmazdı.

Distress: Enerjini Tüketen Kronik Yük

Peki ya stres hiç bitmiyorsa? Günler, haftalar, hatta aylar boyunca sürekli bir tehdit altında hissediyorsan, beynin parasempatik (sakinleş) moda geçemiyorsa... İşte bu Distress, yani kronik ve olumsuz strestir.
Distress, sinir sistemini sürekli "savaş veya kaç" modunda tutar. Beden durmaksızın kortizol ve adrenalin salgılar. Bu durum uzun vadede zihinsel ve bedensel tükenmişliğe (burnout), uyku bozukluklarına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açar. Sorun stresin kendisi değil, stres bittikten sonra bedenin dinlenme moduna geçememesidir.

Stresi Nasıl Dosta Dönüştürürüz?

Stresle olan ilişkini değiştirmek için algını yeniden yapılandırman gerekir. Harika bir araştırma gösteriyor ki; stresin zararlı olduğuna inanan insanlar stresin fiziksel etkilerinden çok daha fazla zarar görüyor. Stresi bir tehdit olarak değil, bedenin sana güç sağlamak için hazırladığı bir enerji desteği olarak yorumlamaya başladığında biyolojin değişir.
Bir dahaki sefere kalbin stres altında hızlı çarpmaya başladığında kendine şunu söyle: "Bedenim şu an bu zor durumla başa çıkabilmem için bana fazladan oksijen ve enerji sağlıyor. Bu hisler benim düşmanım değil, benim gücüm."

Unutma sevgili dostum, rüzgarı durduramazsın ama yelkenlerini ona göre ayarlayarak stresi seni ileriye taşıyacak bir rüzgara dönüştürebilirsin.