Sevgili Dostum,

İçinde bir şeyler üretme, yazma, çizme ya da yeni bir projeye başlama hevesiyle masanın başına oturursun. Ancak tam o anda kafanın içinden bir el uzanır ve seni boğazından yakalar: "Bu yapacağın şey yeterince iyi olacak mı?", "Herkes seninle dalga geçecek", "Zaten sen kimsin ki bunu yapıyorsun?" Ve o hevesli halinden eser kalmaz, bilgisayarı kapatıp erteleme moduna geçersin. Psikolojide buna yaratıcı blokaj (creative block), arkasındaki sese ise içsel eleştirmen diyoruz. Bu blokajı aşmanın yolu o sesle savaşmak değil; onun gücünü elinden alıp mükemmeliyetçilik tuzağından kurtarmaktır.

Mükemmeliyetçilik: Yaratıcılığın En Büyük Düşmanı

Pek çok insan mükemmeliyetçiliği olumlu bir özellik sanır. Oysa mükemmeliyetçilik, hata yapma korkusunun süslü bir maskesidir. Sanatçı Julia Cameron'ın dediği gibi: "Mükemmeliyetçilik, daha ilk adımı atmadan bitiş çizgisine mükemmel varmayı istemektir." Bu da insanı felç eder.
Yaratıcılık ise doğası gereği dağındır, hatalarla doludur ve deneyseldir. Yaratıcı olabilmek için önce kötü şeyler üretme cesaretini göstermelisin. Kötü resimler çizmeden iyi resimler çizemezsin. Kötü cümleler yazmadan iyi bir kitap yazamazsın. Kendine kötü şeyler yapma izni ver.

İçsel Eleştirmeni Etkisiz Hale Getirecek 2 Eğlenceli Egzersiz

Kafanın içindeki o sert yargılayıcı sesi ciddiye almayı bırakmak için şu psikolojik araçları kullanabilirsin:

1. Eleştirmenine Komik Bir Karakter Yarat

O ses konuştuğunda onu kendi sesin sanma. Ona komik bir isim ve dış görünüş uydur.
Örneğin; adı "Mükemmeliyetçi Müberra" olsun. Üzerinde çok sıkı bir takım elbise, gözünün ucunda gözlükleri olan, sürekli parmak sallayan komik ve huysuz bir teyze olarak hayal et onu. O ses konuşmaya başladığında gülümse ve de ki: "Ah Müberra Hanım yine geldin. Endişelerini ve beni korumaya çalışmanı anlıyorum ama şu an sadece oyun oynuyorum, kenarda oturup çayını içebilirsin." Bu egzersiz o sesle arana sağlıklı bir mesafe koyar.

2. "Kötü Bir Şey Üretme" Günü İlan Et

Eline bir kağıt al ve kendine şu sözü ver: "Bugün dünyanın en çirkin resmini çizeceğim" ya da "Bugün dünyanın en saçma hikayesini yazacağım." Amacın kötü üretmek olduğunda beynindeki performans kaygısı sıfırlanır ve yaratıcı akışın (flow) kapıları sonuna kadar aralanır.

Sevgili dostum, yaratıcılık kusursuzlukta değil, kusurların içindeki o özgün ifadededir. Kendine hata yapma, saçmalama ve çocuk gibi oynama izni ver. Yaratıcı potansiyelin seni şaşırtacak!